ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, kendisine yöneltilen cezai suçlama tehdidinin, Donald Trump yönetiminden gelen daha geniş bir siyasi baskı kampanyasının parçası olarak görülmesi gerektiğini söyledi ve Federal Rezerv’in, para politikasını başkanlık tercihleriyle uyumlu hale getirmeyi reddettiği için bağımsızlığının sorgulandığı uyarısında bulundu.
Ne Oldu
Nadir görülen bir Pazar akşamı açıklamasında Powell, Adalet Bakanlığı’nın, tarihi Fed binalarının çok yıllı yenileme çalışmalarıyla ilgili olarak geçen yıl Senato Bankacılık Komitesi’ndeki ifadesine bağlı büyük jüri celplerini Federal Rezerv’e tebliğ ettiğini açıkladı.
Hukukun üstünlüğüne duyduğu saygıyı vurgulamakla birlikte Powell, bu hukuki adımın gerçekte kongre denetimi ya da önceki ifadesiyle ilgili olmadığını söyledi.
“Bu yenileme projesiyle ilgili değil,” diyen Powell, “Bunlar bahane.” Bunun yerine, iddianame tehdidinin, Fed’in faiz oranlarını siyasi talepler yerine ekonomik kanıtlara göre belirlemesinin bir sonucu olduğunu savundu.
Powell, bu olayın, ABD para politikasının veriler ve yasal görevlerle mi yoksa yürütme organından gelen gözdağıyla mı yönlendirilmeye devam edeceğine dair temel bir soru ortaya çıkardığını belirtti.
Para Politikası Üzerine Uzun Süredir Devam Eden Çatışma
Powell’ın sözleri, Donald Trump ile yıllardır süren bir çatışmayı yeniden alevlendirdi. Trump, başkanlığı döneminde, faiz oranlarını kendi tercihinden daha yüksek tuttuğu için Fed’i defalarca eleştirmişti.
Trump, Powell’ı ekonomik büyümeyi baltalamakla kamuoyu önünde suçladı, onu görevden almayı düşündü ve merkez bankasına faizleri çok daha agresif şekilde indirmesi için sürekli baskı yaptı.
2018’de Trump tarafından atanmasına rağmen Powell, Fed’in bağımsızlığını ve fiyat istikrarı ile azami istihdamdan oluşan çift hedefini vurgulayarak bu taleplere direndi.
Trump’ın saldırıları, modern bir ABD başkanının merkez bankası politikasını etkilemeye yönelik en ısrarlı girişimlerinden biri olarak değerlendirildi ve iki partiden ekonomistlerin ve yasa koyucuların endişesine yol açtı.
Ayrıca Oku: The Silent Fiscal Crisis Consuming Nearly 5% Of Americas Entire Economy Right Now
Powell, dört farklı yönetim altında, hem Cumhuriyetçi hem Demokrat başkanlarla görev yaptığını, görevini her zaman “siyasi korku ya da kayırma olmadan” yerine getirdiğini vurguladı.
Piyasalar ve Parasal İtibar Açısından Sonuçlar
Hukuki gerilim, yatırımcıların maliye politikası, artan kamu borcu ve merkez bankası karar alma süreçleri arasındaki ilişkiyi yakından izlediği hassas bir dönemde ortaya çıktı.
Axis’in kurucu ortağı ve operasyon direktörü Jimmy Xue, Yellow.com’a gönderdiği notta, bu sürecin, büyüyen mali baskınlığın yaşandığı bir dönemde Fed’in özerkliği etrafına yeni bir belirsizlik katmanı eklediğini söyledi.
Xue, merkez bankası bağımsızlığına yönelik meydan okumaların, siyasi ve hukuki etkilerden bağımsız işleyen tarafsız bir varlık olarak Bitcoin’in cazibesini güçlendirdiğini belirtti.
Parasal politikanın yürütmenin baskısıyla şekillenebileceğine dair kaygılar artarken, kurumsal yatırımcıların Bitcoin’in sabit arzını para birimi değersizleşmesine karşı bir koruma aracı olarak giderek daha fazla gördüğünü ifade etti.
Kurumsal Bağımsızlık İçin Daha Geniş Bir Test
Powell, içinde bulunulan anı kendi konumunun ötesinde, bağımsız kurumların siyasi baskı olmadan işleyip işleyemeyeceğine yönelik bir sınav olarak tanımladı.
Kamu hizmetinin bazen tehditler karşısında sağlam durmayı gerektirdiğini, Senato’nun kendisini yerine getirmesi için onayladığı görevi icra etmeye devam edeceğine dair söz verdi.
Bu olay, Beyaz Saray ile Federal Rezerv arasındaki son dönem tarihinin en doğrudan karşı karşıya gelişlerinden birini temsil ediyor; yalnızca ABD para politikası açısından değil, aynı zamanda küresel finansal piyasaları ayakta tutan kurumsal güvenlik mekanizmalarına duyulan daha geniş çaplı güven açısından da önemli sonuçlar barındırıyor. Sıradaki Okuma: Vitalik Reveals Ethereum Is Now Positioned Against What Crypto VCs Actually Want To Fund

