OpenAI ve Meta, federal yargıçlara hitaben yaptıkları sunumda, yapay zekâ ile üretilen ses ve videoları tespit etmeye yönelik araçların hiçbir zaman tam anlamıyla güvenilir olmayabileceğini söyledi. Buna karşın, Mart ayında yapılan bir ankete katılan 931 yargıçtan yalnızca 15’i bugüne kadar deepfake iddiası içeren bir uyuşmazlıkla karşılaştığını bildirdi.
Öne Çıkanlar:
- OpenAI ve Meta, Boston’daki federal delil komitesine, yapay zekâ üretimi ses ve videoların doğrulanmasının giderek zorlaştığını aktardı.
- OpenAI avukatı, filigran ve tespit araçlarının hiçbir zaman yüzde 100 güvenilir olmayacağını savundu.
- Yargıçlar, deepfake’lere özel bir taslak kural üzerinde çalışıyor ancak henüz onay vermiş değil.
OpenAI’den Deepfake Uyarısı
Her iki şirketin temsilcileri, 15 Ekim’de ABD Yargı Konferansı’na bağlı Delil Kuralları Danışma Komitesi’nin Boston’daki toplantısında endişelerini paylaştı. Panel, 2023’ten bu yana deepfake meselesi üzerinde çalışıyor.
OpenAI’de politika danışmanı olarak görev yapan Shira Anderson, komiteye yaptığı sunumda, yapay zekâ ile üretilen görsellerin kalitesinin sürekli arttığını ve gelecekte bunları tespit etmeye yarayacak kesin, bilimsel bir yöntemin ortaya çıkmasını beklemediğini söyledi. Kaliforniya ve Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, içeriklerin filigranla işaretlenmesini zorunlu kılıyor. Ancak Anderson, her şirketin kendi filigran sistemini kullandığını, bu nedenle tüm görsel içerikleri doğrulayacak evrensel bir standardın bulunmadığını belirterek, kullanılan araçların hiçbir zaman “kurşun geçirmez” düzeyde güvence sağlamayacağı görüşünü dile getirdi.
Meta’da ürün yönetimi direktörü olan Devin Norder ise en yeni yapay zekâ modellerinin ürettiği içeriklerle gerçek görüntü ve kayıtlar arasındaki farkın çıplak gözle ayırt edilemediğini vurguladı. Bu tür içeriklerin üretimi için gereken zaman ve maliyetin de dramatik biçimde düştüğünü ifade etti.
Ayrıca Oku: Bitcoin 80.000 Doları Tutuyor: 87.000 Dolar Öncesi Soluklanma mı?
Jesse Furman’ın Deepfake Değerlendirmesi
Panel başkanlığını yürüten Manhattan Bölge Yargıcı Jesse Furman, akademik çalışmalarda sıkça dile getirilen “mahkemeleri istila edecek deepfake dalgasının” henüz somut dosyalara tam olarak yansımadığını belirtti. Federal Yargı Merkezi’nin Mart ayında yaptığı ankete göre, yanıt veren 931 yargıçtan sadece 15’i bir tarafın sunduğu delile “deepfake” itirazı yöneltildiğini bildirdi.
Furman, konuyu daha ayrıntılı incelemek üzere bir alt komite kurdu. Bu alt komite, henüz onaylanmamış olmakla birlikte, 901(c) maddesi olarak adlandırılan bir kural taslağı hazırladı. Taslağa göre, bir tarafın delilin sahte olduğunu iddia etmesi hâlinde, önce bu iddiasını belirli ölçüde temellendirmesi gerekecek; ancak bundan sonra karşı taraf, delilin “büyük olasılıkla gerçek” olduğunu ortaya koymakla yükümlü olacak.
Buna karşın panelde temkin çağrısı yapanlar da vardı. Yargıç Valerie Caproni, deepfake’lere özgü yeni bir kuralın, bunların mahkemelerde ciddi ölçekte sorun yarattığı daha güçlü biçimde kanıtlanmadan yürürlüğe sokulmaması gerektiğini savundu.
Caproni, mahkemelerin uzun süredir sahte delil sunmaya çalışan taraflarla mücadele ettiğini ve mevcut hukuk kurallarının halihazırda hileli belgeleri yasakladığını hatırlattı.
2025 Mayıs’ında panel, akademisyenlerin deepfake’e özgü yeni delil kuralları önerilerini masaya yatırdı, ancak üyeler çoğunlukla mevcut “delilin gerçekliğini ispat” standartlarının, yapay zekâ üretimi içerikler için de yeterli olduğu görüşünde birleşerek değişiklik yapmamayı tercih etti.
Bununla birlikte, birkaç ay sonra Kaliforniya’daki Alameda County Yüksek Mahkemesi Yargıcı Victoria Kolakowski, davacıların yapay zekâ ile üretilmiş bir tanık videosunu gerçek kayıt gibi dosyaya sunduğunu tespit ederek bir konut davasını düşürdü.
Sıradaki Haber: Kriptodaki %39,6’lık Rallinin Sorunu: Spot Alıcılar Aynı Hızda Değil

