Başkan Donald Trump, uzun süredir devam eden Grönland ilgisini tırmandırarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgeyi mutlaka sahiplenmesi gerektiğini, aksi halde Çin ya da Rusya'nın Arktik bölgesinde stratejik bir üs elde edeceğini savundu. Bu açıklamalar, NATO müttefikleriyle doğrudan çatışma riski konusunda yasa koyuculardan sert uyarılar gelmesine yol açtı.
Cuma günü Beyaz Saray'da yaptığı açıklamalarda Trump, ABD'nin Grönland üzerinde “kolay yoldan ya da zor yoldan” kontrol peşinde olacağını söyledi ve kira, üs anlaşmaları ya da ittifak taahhütlerinin uzun vadeli güvenliği garanti etmek için yeterli olduğu fikrini reddetti.
Yalnızca mülkiyetin savunmayı güvence altına alacağını savunarak, aksi takdirde yabancı güçlerin devreye gireceğini ileri sürdü.
Bu açıklamalar, geleneksel ABD güvenlik doktrininden keskin bir kopuşu işaretliyor ve Kongre'de, eleştirmenlerin ABD'yi Avrupa ile çatışmaya sokabilecek bir senaryoyla açıkça flört ettiğini söylemesiyle kaygıları artırdı.
Vekilden NATO Sonuçları Uyarısı
Connecticutlı Demokrat senatör Chris Murphy, Trump'ın açıklamalarının Grönland'ın siyasi statüsü göz önüne alındığında ABD'nin kendi müttefikleriyle askeri çatışmayı göze alması anlamına geldiğini söyledi.
Grönland, NATO üyesi olan Danimarka Krallığı içinde özerk bir bölgedir. NATO'nun kolektif savunma maddesine göre, bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılır.
Murphy, “Burada esasen konuştuğunuz şey, ABD'nin NATO ile savaşa gitmesi, ABD'nin Avrupa ile savaşa gitmesidir” diyerek, Grönland'ı zorla ele geçirme girişiminin diğer NATO ülkelerini karşılık vermekle yükümlü kılacağını savundu.
Murphy, bu ihtimalin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, böyle bir senaryonun teorik olarak ABD'yi Fransa dâhil Avrupalı müttefikleriyle sıcak bir savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
ABD'de kimlerin Grönland yüzünden Avrupa ile bir çatışmayı destekleyeceğini sorgulayan Murphy, konunun tartışılıyor olmasını bile olağanüstü bulduğunu söyledi.
İttifaklar Yerine Mülkiyet
Trump'ın sözleri, ittifakların ve erişim anlaşmalarının doğası gereği güvenilmez olduğu yönündeki daha geniş bir argümana dayanıyor.
Zamanla sınırlı anlaşmaların ya da kiralamaların ulusal çıkarları güvenceye almak için yeterli olmayacağını, mülkiyetin savunmanın tek kalıcı biçimi olduğunu defalarca dile getirdi.
Ayrıca Oku: The Senate Decision That Could Unlock Trillions In Crypto Value: Why Jan. 15 Might Not Happen After All
Bu çerçeveleme, II. Dünya Savaşı sonrasında ortak savunma taahhütleri, ileri konuşlanma ve ittifak koordinasyonuna, değil toprak edinimine dayanan güvenlik düzenini doğrudan sorguluyor.
Trump, NATO'yu desteklediğini ve ittifakı güçlendirdiği için kendine kredi verdiğini söylese de, ABD'nin Grönland'ı doğrudan kontrol etmesi gerektiği yönündeki ısrarı, özellikle Danimarka'nın antlaşmayla bağlı bir müttefik olması göz önüne alındığında, bu iddialarla çelişiyor.
Çin ve Rusya Kaçınılmazlık Olarak Sunuluyor
Trump, Arktik'te Çin ve Rusya'nın genişlemesinin, ABD müdahale etmedikçe kaçınılmaz olacağını ileri sürerek pozisyonunu gerekçelendirdi.
Grönland yakınlarında yabancı savaş gemilerinin varlığını işaret ederek, Washington'ın bu iki ülkeden herhangi birinin Arktik üzerinden “komşu” olmasına müsamaha göstermeyeceğini söyledi.
Pekin ve Moskova'daki liderlerle kişisel ilişkilerinin iyi olduğunu vurgulasa da Trump, jeopolitik gerçeklerin ABD'yi Grönland konusunda kararlı adımlar atmaya mecbur bıraktığını savundu.
Murphy ise bu bakış açısını reddederek, Trump'ın jeopolitiği ittifak yönetimi ya da diplomasi yerine işlemci bir “emlak” merceğinden gördüğünü öne sürdü.
ABD'nin güvence için mutlaka toprak sahibi olması gerektiği fikrinin, NATO üyeleri arasında çatışmayı önleyen onlarca yıllık ittifak temelli caydırıcılığı göz ardı ettiğini söyledi.
Küresel Sonuçları Olan Doktrin Değişimi
Bu çatışma, ABD'nin büyük güç rekabetinin yeniden alevlendiği bir dönemde gücünü nasıl yansıtması gerektiğine dair daha derin bir ayrışmayı ortaya koyuyor.
Trump'ın açıklamaları, ortaklık yerine kalıcı kontrole dayalı bir güvenlik doktrinine işaret ederken, eleştirmenler bu yaklaşımın ABD'nin Çin ve Rusya'yı dengelemek için dayandığı ittifakları istikrarsızlaştırma riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Trump, Grönland'ı edinmek için bir hukuki ya da diplomatik yol haritası ortaya koymadı ve böyle bir adımın uluslararası hukuk, Danimarka'nın ve Grönland'ın öz yönetimiyle nasıl bağdaştırılacağına değinmedi.
Ancak net olan şu ki, açıklamaları tartışmayı varsayımsal ilgiden açık bir yüzleşme düzeyine taşımış durumda ve yasa koyucuları ile müttefikleri, bir ABD başkanının mülkiyetin mi yoksa ittifakların mı Amerikan güvenliğinin temel dayanağı olmaya devam etmesi gerektiğini alenen sorgulamasının sonuçlarıyla yüzleşmeye zorluyor.
Sıradaki Okuma: Trump's $200B Stealth Stimulus: The Mortgage Plan That's Actually A Crypto Catalyst In Disguise

